köpeklerden ölümüne korkuyorum.

ona bakıyorlar.

hissediyorum ona bakıyorlar.

onca kadın var etrafımda,

ve onca erkek.

ve hepsi ona bakıyorlar.

gidip bar duvarlarına benim olmayan cümeleler yazıyorum sonra ben.

kendi cümelelerimi beğenmiyorum.

cümlenizi….beğenmiyorum.

bakıyorsunuz çünkü ona,

işte bunu dostum, beğenmiyorum.

ben o herifin en derinine dokundum ulan.

teninin her köşesine dokundum.

yokluğunda içinin ta içine girdim.

“bakmayın” diyorum, “bozmayın”…

bu kadar zor mu.

çünkü dilekler söylenirse gerçek olmaz,

dilekler,

dokunulursa bozulur.

aşk değil diyorum.

ben hiç aşık olmuyorum.

“olmuyorum da bu aptal bir fotoğrafa bakıp bakıp içime sokma isteği ne o zaman amına kodumun?!”

demek istiyorum.

diyemiyorum.

ona bakıyorlar ya,

ben ölüyorum.

içimde onu da öldürüyorum,

öldürdükçe sadakati bırakıyorum,

herkesin oluyorum.

herşeyin oluyorum.

herşeyim. (şair burada “n”harfini yanlış yazmış)

“köpekler gibi seviyorum.”

köpekler çünkü,

sahipleri öldüğünde,

ya sadakatten vazgeçerler,

ya ölürler.

ne garip;

köpeklerden ölümüne korkuyorum.

(Source: chelseawoosh)

godsanddogsinmyhead asked: cok alakasiz ama seni ruyamda gordum biliyor musun? votka-kurabiye yiyip iciyor dertlesiyorduk.

o da olur:) da votkanın yanında kurabiye yiyecek kadar şuursuzduk mu diyorsun yani :(

subject: FYI.TŞK.AMK.

Plazalar cehenneminden bildiriyorum:

Bugünlerde buralarda kadınlar yalancı puslu gri havaların ardında ağlamayı tercih ediyorlar. Ve bugünlerde buralarda her ofiste kalabalık boşluklara saklanıp ağlayan bir kadın var.

Canına koduğumun outlook’unu her açışlarında:

“Günaydın,

Birazdan depresyona giriyorum. Dökülecek gözyaşınız varsa yardımcı olabilirim.

İyi sikişmeler,”

mealli mailler yazıyorlar.

(Sıradaki ilişkinin deadline’ı benden sana girsin sevgilim.)

Siktiğimin camı bir türlü açılmayan yerler diktatörlüğünden bildiriyorum:

Her şey yerli yerinde duruyor. Bak bu zımbanın yeri şu köşedeki dolap, o sözleşmenin yeri bu dosya…da allah da benim belamı versin ki benim sendeki yerim nerede bilmiyorum.

Hepsini geçtim tam şuraya;

“İşbu sevişmeden doğacak tüm uyuşmazlıklarda İstanbul barları ve akıl hastaneleri yetkili olacaktır.”

hükmünü yazmak istiyorum, dayanağını bulamıyorum.

(Geçtiğimiz hafta; “1!1!1! sayılı Orospu Çocukluğu Mevzuatı kapsamında -binlerce dansöz var-ın hukuki gerekçesi üzerine bir araştırma yaptım efendim.)

Beyaz yakalı intiharları cumhuriyetinden bildiriyorum:

“Metroya binsen daha iyi” diyorlar.

(Orada utanmadan mutlu olabilen çiftlerin, yılların inadına inat araba aldırıp ta boğazın ortasında kontağı kapatıp atlamak istettiğinden bi’haberler.)

Dosyalarca karanlıklar ülkesinden bildiriyorum:

İnsanlar burada amı götü dağıtmamak için, unutmak için, geçmişinden kaçmak için eşek gibi çalışıyorlar.

(Ben senin kalbinin saat 15.30’da dükkanı kapayan vezne kafası yaşayan memur zihniyetini sikeyim.)

“Sike sürülecek aklı olmayanlar derneği”nden bildiriyorum:

Niceleri var ki burada toparlanamıyor, toplanamıyor da organsız kalıyorlar.

(Bak şu sikip attığın kalp var ya; içimde yüzde yüz paya sahip de yine ben nasılsa kaybediyorum.)

“Onbeş dakikalık mesafenin dünyalar kadar uzak olduğu köyler” muhtarlığından bildiriyorum:

İnsanlar burada çok güzel uyuduğumu söylüyor, işgüzarlık bu ya; uyandırmıyorlar, kıyamıyorlar.

(Ah şu uğruna uyunmamış gecelerden ne kadar kıdem tazminatı alacağım var hesaplamıyorlar.)


“Kendim ettim, kendim buldum” uydukentinden bildiriyorum:

Herkes kendi hatasını üstleniyor da, faturayı başkasına kesiyorlar.

(Yazılı onayın olmaksızın sikiştiğim tüm adamların bedeline ben katlandım. Bunlardan doğmuş ve doğacak olan tüm alacaklarımı senin hesabına yazdım.)


Yalnızca bilgilendirme amaçlı yazıyorum:

Amıma koydun ya; amına koyuyorum.

çok bi’şey de istemiyoruz aslında

+ya ben biraz çekilmez bi adamım di mi? sinir bozucuyum.

-evet. bunu söylemek için mi geldin buraya?

+tamam sarhoşum. işimi yapmaktan başka bi bok bilmiyorum. başka bir bok yapamıyorum.

-evet. ve evet.

+vurdumduymazım da.

-evet.

+evlensen ya benle.

-ne?!

+evlencen mi?

-evet.evet.

aşık öldüm.

‎”aşık oldurulmayanlar” ülkesinden son haberler: burada insanlar sırf kalpleri aynen “o hızda” çarpsın diye fincanlarca türk kahvesi içiyor ve kendilerini öldürürcesine spor yapıyorlar.

itiraf ediyorum: ilkokuldayken herkesin burak kut’a aşık olduğu dönemde “ben büyüyünce cem boyner’le evlenicem” diyordum. o zamanlar herifi nereden biliyordum ve ne olayı vardı hiçbir fikrim yok ama; şimdi burun kıvırdığım “zengin koca” sevdalısı kızlar: siz giderken ben dönüyordum!

çünkü dizi izlerken şahane insanlar oluyoruz.

+farkettiysen türk dizilerinde sevişmeler hep boyundan başlıyor, boyundan bitiyor. hep nuri alço filmi geleneği işte bunlar.

-.......

+kız iyi niyetli aslında ya öyle şey değil.

-yani.bilinçli değil iyi kız ama içi kaşar.

+he.benim gibi.orospu azcık yapıcak bişey yok.

çünkü yenilecek şey var yenilmeyecek şey var.

(elde evirilip çevirilen cips paketi hiç açılmadan yerine konulur.)

+bundan sonra böyle, çok sevdiğim canımın çektiği şeylere dokunacağım elleyeceğim, sonra geri yerine koyacağım.

-farkettim, sabah çikolataya da aynısını yapmıştın.

+erkeklerde de öyle, sevdiğim canımın çektiği herifi elleyeceğim, dokunacağım bırakacağım. vücudumun içine zararlı hiçbir şeyin girmesine gerek yok.

“sevişmek bir dakika sürer, trollük ömür boyu” demek istediğim insanlar var.

“sevişmek bir dakika sürer, trollük ömür boyu” demek istediğim insanlar var.